Diş Apsesi Nedir? Diş Apsesi Nasıl Geçer? 

Diş Apsesi Nedir? Diş Apsesi Nasıl Geçer? 

Diş apsesi, dişin çürümesi ile diş köklerinde enfeksiyon oluşmasıdır. Diş apsesi, genelde zonklama, yemek yerken ya da soğuk/sıcak bir şey tüketirken ağrı şeklinde kendini gösterebilir. Ağrı kesici kullanımı ya da ılık tuzlu suyla ağzı çalkalama ağrıyı yalnızca yatıştıracaktır. Bu nedenle diş apsesi tedavisi için diş hekiminize başvurmanız gerekir. 

Diş apsesi nedir?

Pek çok kişi diş apsesi sorununu, yarattığı ağrıyı yaşamıştır. Peki diş apsesi neden olur? İlk elden belirtmek gerekir ki bunun nedeni dişin çürümesidir. Diş çürümesi ilk oluşmaya başladığı sırada gündelik fonksiyonlara  henüz  doğrudan bir etkisi olmadığı için farkında olunsa dahi önemsenmez. Bu ilk anda diş hekimine gidilmemesi, müdahale edilmemesi ve önlem alınmaması çürümenin sürmesine neden olacaktır. Diş çürümesinin devamı durumunda diş özü enfekte olacak, enfeksiyon diş köküne ve söz konusu dişin çevresinde bulunan kemiğe yayılacaktır. Eğer enfeksiyon kemiğe ulaşacak olursa diş kaybedilir.  Diş apsesi ağrıya, şişkinliğe, söz konusu bölgede kızarıklığa neden olabilir. Başta ağrı kesiciler, söz konusu ağrıyı giderse bile olabilecek en erken şekilde dişhekimine görünmek gerekir. Çünkü diş apsesi yalnızca dişin kaybedilmesi ile değil, enfeksiyonun başka bölgelere yayılması ile yakınındaki dişlerin de kaybedilmesine ve bir dizi başka sağlık sorununa da neden olabilmektedir.  Şunun da altını çizmek gerekir: Diş apsesi yaşayan kişinin yaşadığı ağrı bir süre sonra ortadan kalkabilir. Diş apsesinin yarattığı ağrının ortadan kalkması nedeniyle tedaviye gerek olmadığı düşüncesi yanlış bir düşüncedir. Ağrının geçme nedeni diş kökünün ölmesidir. Bu noktadan sonrasında enfeksiyon, diş kökü ölmüş dişin çevresindeki dişlere doğru yayılır. Yani ağrının geçmesi dişhekiminize yapacağınız ziyarete gerek olmadığını değil, tam aksine bir an önce diş hekiminize başvurmanız gerektiğinin bir işaretidir de. 

 Diş apsesinin belirtileri nelerdir? 

Dişlerini düzenli fırçalamak ve diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmenizin yanı sıra diş apsesine karşı alınabilecek önlemler bir tanesi de diş apsesinin belirtilerini bilmektir. Dişinizde sürekli ve zonklamaya benzer bir ağrı varsa, çiğnerken ya da soğuk/sıcak bir şeyler tutarken ağrı yaşıyorsanız bu diş apseniz olabileceğini göstermektedir. Diğer yandan diş apsesi kendisini boyunda şişmiş kenf düğümleri, ateş ve genel kırıklık hissiyle de göstermektedir.  Diş apsesi, ağrıyan dişin yakınında bir şişme ve kızarıklıkla da kendisini gösterir. Bu şişkinlik belli bir süreden sonra patlayabilir ve ağzınızda kötü bir tat ve koku bırakan sıvı çıkabilir. Bu durumda ağrınız büyük ölçüde geçecektir. Fakat eğer bu belirtilerden bir ya da birkaçını yaşıyorsanız dişhekiminize görünmeniz faydalı olacaktır. 

 Diş Apsesi Nasıl Geçer? 

Diş apsesi tedavisi için ilk bakılması gereken şeylerden bir tanesi apsenin çeşididir.  Diş apsesinin tedavisi için diş hekimine gitmeniz bir zorunluluktur, bunun haricinde diş hekiminize danışmadan alacağınız ağrı kesiciler ya da antibiyotikler ilerleyen aşamalarda diş apsesiyle ilgili daha büyük sorunlar oluşmasına da neden olabilir.  Peki diş apsesi nasıl tedavi edilir? Diş hekiminiz belirli koşullarda diş çekimini uygun görebilir. Fakat diş apselerinin tedavi edilebilir olduğunu ve dişhekiminizin de önceliğinin dişi kurtarmak olduğundan emin olabilirsiniz.  Diş hekminizin diş apsesini tespit edebilmek ve apseli dişi tedavi edebilmek için öncelikle röntgenle apsenin olduğu yeri ve ne aşamada olduğuna bakacaktır. Diş apsesi tedavisinde diş hekiminiz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak, böylece enfeksiyonun vücudun diğer bölgelerine yayılmasını engelleyecektir. Antiyobitiği düzenli kullandığınız durumda diş apsesinin yarattığı ağrı da bir miktar hafifleyecektir. Diş hekiminiz ayrıca duruma göre ağrı kesici de yazabilir.  Antibiyotik tedavisinin ardından dişhekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve enfeksiyona neden olan dişin diş özüne bir yuva açarak basıncı azaltabilir. Daha sonrasında diş özü yuvası temizlenerek dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek bir maddeyle kapatılır. Sonrasında ise tedavisi yapılan dişe geçici dolgu yapılacaktır. Dişhekiminiz sizi bu noktadan sonra birkaç ayın ardından tekrar görmek ve kontrol etmek isteyebilir. Bunun nedeni diş apsesinin bıraktığı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümediğine bakmaktır. Eğer söz konusu boşluk sağlıklı görünüyorsa tedavi biter.  Bu işlemin, yani kanal tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi operasyon gerekebilir. Bu iki durumda da tedaviye yanıt alınamıyorsa dişin çekilip implant yapılması gerekebilir.  Diğer yandan diş apsesi diş aralarında da oluşabilir. Bu durumda ise bölge hijyenik bir şekilde temizlenir ve iltihap boşaltılır. Tekrar etmemesi için ise dişin kök yüzeyleri temizlenir. Bu işlem ağrısız bir işlemdir. 

 Diş apsesi devam edecek olursa ne yapılmalı? 

Apse temizlendikten sonrasında eğer şişme şikayetleri devam ediyorsa yeniden dişhekiminize görünmeniz gerekir. Dişhekiminiz bu noktada aktinomikoz denilen bir hastalığın olup olmadığı için özel bir kültür yapmak isteyebilir. Aktinomikoz, çok sık görülmese de iki tür bakteriden kaynaklanan, yeterli besin alınmadığı, bağışıklığın azaldığı durumlarda vücudun çeşitli yerlerinde enfeksiyon oluşmasıdır. Dişhekiminiz böyle bir tanı koyacak olursa tedavi de ona göre değişiklik gösterecektir.  Diş apsesi tedavisinden sonra…  Diş apsesinin tedavi edilmesi ile birlikte yaşadığınız ağrı, kırıklık, ateş gibi sorunlar ortadan kalkar. Fakat ağız ve diş sağlığında kurtarıcı olan şey, bahsettiğimiz operasyonlar olduğu kadar öncesinde ve sonrasında gösterilen özendir de. Diş apsesinin tekrar etmemesi için yapmanız gerekeni birkaç maddede sıralayalım: 

Diş apsesinin tekrar etmemesi için neler yapabilirim? 

Sürekli olarak ağız ve diş bakımınızı yapmanız, aksatmamanız gerek.  Gargara ve yemek sonrasında diş arasında kalan yemek kalıntıları için diş ipi kullanabilirsiniz.  Yemek yerken apseli kısmı kullanmamaya özen gösterin.  Düzenli olarak dişhekiminize muayene olmayı aksatmayın. 

Diş Eti Hastalıkları Vücuda Nasıl Zarar Veriyor?

Diş Eti Hastalıkları Vücuda Nasıl Zarar Veriyor?

Bazen diş ağrısı deyip geçsek de aslında dişlerimizin durumu genel sağlığımızı etkiler. Özellikle yaygın görülen diş eti hastalıkları alakasız gibi görünen vücudumuzun diğer bölümlerindeki ciddi sağlık problemleri ile bağlantılı olabilmektedir. Dişlerinizde biriken ve iltihaplı bakteriyel plak ile kanayan diş etleri diş sağlığınızı tehdit etmekten daha fazlasını yapar.

Diş eti hastalıkları, inme ve diyabet dahil olmak üzere diğer tüm sağlık komplikasyonları riskini artırabilir. Son dönemde yapılan araştırmalar, ağzınızdaki bakteri ve iltihabın, kalp krizi ve bunama gibi diğer sorunlarla da bağlantılı olduğunu ve genel sağlığınızı tehlikeye atabileceğini ortaya koyuyor.

Diş Eti Hastalıkları (Periodontoloji)  Nedir?

Diş eti hastalığı, dişleri destekleyen dokuların bir enfeksiyonudur.

Plak (bakteri içeren yapışkan bir madde) dişlerde birikir, özellike şekerli veya nişasta içeren yiyecekler ve içecekler tüketildiğinde, bakteriler diş minesine saldıran asitler salgılarlar. Bu plak tabakası o kadar yapışkandır ki asitleri dişlerinizle temas halinde tutar, zamanla diş minesini kırıp diş çürümelerine yol açar. Eğer düzenli ve düzgün bir şekilde fırçalanmazsa, bakteriler diş etlerini tahriş eder. Akabinde diş etleri şişebilir, ağrıyabilir veya enfekte olabilir; bu duruma dişeti iltihabı adı verilir. Eğer ilerlerse, şiddetli periodontal (diş eti) hastalığı gelişebilir. Diş eti dokusu dişlerden uzaklaşarak bakterilerin dişleri destekleyen kemiği yok etmesine ortam sağlar.

Sistemik Hastlıklar Diş Etlerini Etkiliyor

Birçok sistemik hastalık veya bozukluk diş eti hastalıkları için risk oluşturmaktadır. Şeker hastalığı bu durumun en belirgin örneğidir. Bazı kaynaklarda, diş eti hastalıkları şeker hastalığının bir sonucu olarak yer almaktadır. Bu ikili ilişkide, bağışıklık sistemi hücrelerinin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. 

Kan hastalıkları vs. gibi diğer sistemsel bozukluklar da, diş eti iltihabı durumunu arttırabilir. Diş eti hastalıklarını etkileyen diğer hastalıklar ise, virüslerin ve diğer mikroorganizmaların sebep olduğu durumlardır. Bu kişilerin ağız hijyenine ve diş eti sağlığının özellikle önem vermesi gerekmektedir ve oluşabilecek hastalıkların önüne geçilmesi amacı ile sık sık diş hekimi ziyareti önerilmektedir.

Diş eti hastalıkları Kalp Sağlığını Etkiliyor

Süregelen yıllar boyunca, birçok çalışma diş eti hastalığı olan kişilerin kalp krizi de dahil olmak üzere kalp sağlığının kötü olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Tabi bu durum kalp hastalığı olan herkesde diş eti hastalığı, diş eti hastalığı olan herkesde de kalp hastalığı olduğu anlamına gelmemektedir, tam olarak araştırmalar bu bağlantının sebebini ortaya koymasalar da bu sadece kalp sağlığı ile diş eti hastalıkları arasında bir korelasyon olduğu anlamına gelmektedir. 

Erken Doğuma Yol Açabilir 

Gebelikte artan hormon seviyelerinden kaynaklı olarak diş eti hastalıklarının da oluşma ihtimali artmaktadır. Ağız hijyeninin tam olarak sağlanmadığı durumlarda, gebe olmayan kişilere göre gebelerde diş eti iltihabı çok daha şiddetli seyretmektedir. Yapılmış araştırmalara ve çalışmalara göre, gebelikte diş eti hastalığı görülme ihtimali %50 ile %100 arasındadır. Hamilelik döneminde diş etlerinde fırçalama sırasında veya durup dururken kanamalar ile beraber, kızarıklık, şişlik veya klinik ismi ile gebelik epulisi de denilen bölgesel diş eti büyümeleri gözlenebilmektedir.

Diş eti iltihabının ilerlemiş olduğu, tedavi edilmediği ve diş hastalıkları olan anne adaylarında, zamanından daha erken doğum (37. Haftadan önce) , düşük doğum kilosu (2.5 kg’dan az) ve bebeğin anne karnında ölmesi gibi durumlar yaşanabilmektedir. Ayrıca yine diş eti hastalıkları ileri evredeyse, şeker hastalığının kontrolü zorlaşır ve tedavi sonrasında kan değerlerinde düzelme olduğu gözlemlenmiştir. İltihaplı tükürüğün solunmasından kaynaklı olarak akciğer enfeksiyonları da ortaya çıkabilmektedir.  Dişte biriken plaklar, solunum yollarında hastalıklara neden olan mikroplar için kaynak oluşturmaktadır, bu sebeple ağız hijyenine özen göstermemiz gerekir.

Diş Eti Hastalıkları ve Şeker Hastalığı (Diyabet) İlişkisi

İnsülin hormonu, nişasta ve diğer besinleri günlük hayatımızda vücudumuzda kullanılmak üzere enerjiye dönüştüren hormondur. Diyabet yani şeker hastalığı ise, vücudun bu hormonu üretmediği, gerekenden az miktarda ürettiği veya olması gereken miktarlarda kullanılamadığı durumlarda ortaya çıkan hastalığa verilen isimdir.

Yapılan son araştırmalara göre, diş eti hastalıklarının şeker hastalığı ile çok büyük oranda ilişkili olduğunu, diş eti iltihabının diyabeti olanlarda diyabeti olmayan kişilere oranla daha fazla gözlemlendiğini ve diş eti hastalığının şeker hastalığı ile ortaya çıkabilen bir durum olduğunu ortaya koymuştur. 

Diyabetle mücadele ediyorsanız, diş etlerindeki bakterileri azaltmak için mutlaka sık sık diş hekimi ziyareti yapmanız gerekmektedir. Diş hekiminiz size evde uygulayabileceğiniz bakımın yanı sıra, diş taşı temizliği ve kök düzeltmeleri de önerecektir. Bakteriler, diyabeti kontrol altında olan kişilerde bile bir risk unsurudur, bu hastalar antibakteriyel özelliği olan bir diş macunu kullanarak günde en az 2 kez dişlerini fırçalamalıdırlar ve fırçalama sonrasında diş ipi ile ağız hijyenini desteklemelidirler.

Hamilelikte Diş Sağlığını Korumak İçin 10 Öneri

Hamilelikte Diş Sağlığını Korumak İçin 10 Öneri

Hamile kalmadan önce diş hekimizi ziyaret edin. Böylece hamilelik öncesi dişleriniz profesyonelce temizlenebilir, diş eti dokusu dikkatle incelenebilir ve herhangi bir ağız sağlığı problemi hamileliğinizden önce tedavi edilebilir.

Hamilelikte hepimizin tedirginliği diş sağlığıdır. Bu süreçte ağız ve diş bakımına normalden daha fazla özen göstermek gerekir. Hamilelikte aşermeler, kadınları şekerli veya asitli yiyecekler yemeye daha yatkın hale getirdikleri ağız ve diş sağlığı üzerinde için olumsuz bir rol oynayabilecekleri için tükettiğimiz gıdaların mümkün mertebe diş sağlığına zararlı gıdalardan olmamasına dikkat etmek gerekir. Ayrıca, mide asitleri diş minesini yumuşatabildiğinden sabah bulantıları da dişlere zarar verebilir. 

Yapılan araştırmalar, kadınların yaklaşık yüzde 50’sinin hamilelik sırasında diş etlerinin kanamasına sebep veren hafif bir diş eti iltihabı geçirdiklerini göstermiştir.

Hamileler, bazı sebeplerden dolayı diş kavitelerine daha yatkın olabilirler. Olması gerekenden daha fazla karbonhidrat tüketiyor olmanız diş çürümelerine sebebiyet verebilir. Sabah bulantısı, ağzınızın maruz kaldığı asit miktarını artırabilir, bu da dişinizin dış kaplamasında (emaye) yiyebilir.

Ağız ve diş sağlığı kontrolsüz bırakıldığında, bakteriler ağızda birikebilir ve kan dolaşımına girerek periodontal hastalığa yol açabilecek enfeksiyonlara neden olabilir. Bu, dişleri diş etlerine bağlayan lifleri ve dişleri ağızda tutan kemikleri yok eden ciddi bir diş eti enfeksiyonudur. Bu durum geri dönüşü olmayan kemik ve diş kaybına neden olmakla kalmaz, aynı zamanda bebeği de etkileyebileceğini öne süren araştırmalar vardır.  

Hamile kalmadan önce diş hekimizi ziyaret edin. Bu şekilde dişleriniz profesyonelce temizlenebilir, diş eti dokusu dikkatle incelenebilir ve herhangi bir ağız ve diş sağlığı problemi hamileliğinizden önce tedavi edilebilir.

Aşağıdaki listemiz size gebelikte ağız ve diş sağlığınızı korumanız için bilmeniz gerekenler konusunda yol gösterici olacaktır.

  • Diş Fırçanızı Değiştirin

Gebelik hormonları diş etlerinin şişmesine neden olabileceğinden, hamilelikte diş eti ağrısına engel olmak için yumuşak kıllı bir diş fırçası kullanın. Hassas dişler için özel bir diş macunu kullanılması da diş etlerinizde oluşabilecek herhangi bir rahatsızlığın ve hassasiyetin giderilmesine yardımcı olacaktır. Marka konusunda diş hekiminizden tavsiye alabilirsiniz.

  • Vitamin Takviyesi Alın

Dişlerinizi sağlıklı ve güçlü tutmaya yardımcı olmak için dokturunuza danışarak, C vitamini ve kalsiyum takviyesi alın. Ayrıca tükettiğiniz besinleri de özenle seçin, çünkü hamilelikte tüketilen gıdalar hem siz hem de bebeğiniz için kemik büyümesi ve gelişimi için gerçekten önemlidir.

  • Aşermelerinize Dikkat Edin

Hamilelikte iştahınızı kontrol altına almaya çalışın. Diş sağlığı için en iyisi, taze yeşillik ve süt ürünleri ile dolu sağlıklı ve dengeli bir diyetin sürdürülmesidir. Hamilelikte diş ağrısı yaşamamak için, özellikle şekerli gıdalardan uzak durmaya çalışın, bu tip yiyecekler diş çürüklerine ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir.

Sağlıklı, dengeli bir diyet uygulayın. Bebeğinizin ilk dişleri hamilelik sırasında oluşmaya başlar. Süt ürünleri, peynir ve yoğurt içeren beslenme rutinleri bebeğiniz ve sizin için gereken temel mineraller konusunda iyi kaynaktırlar ve bebeğinizin gelişen dişleri, diş etleri ve kemikler için çok faydalıdırlar.

  • Bol Su Tüketin

Günlük hayatımızda olduğu gibi hamilelikte de bol su tüketimizi çok önemlidir. Hamilelikte hormonal değişimler tükürük salgılarının azalmasına yol açabilir, bu da ağız kuruluğuna neden olacaktır. Bol su tüketerek ve ağzınızı nemli tutmak için şekersiz sakız çiğneyerek bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

Diş sağlınız açısından faydalı besinler hakkında bilgi almak için tıklayın!

  • Rutin Diş Kontrollerinizi Atlamayın

Hamilelik nedeniyle diş muayenesi randevularınızı atlamayın. Bu süreçte her zamankinden daha fazla, düzenli periodontal (diş eti) muayeneleri çok önemlidir, çünkü gebelik diş eti ağrısı ile iltihabı ve kanaması kolaylaşan hassas diş etlerine ortam sağlayan hormonal değişikliklere neden olur.

Hamilelik sırasında diş etlerinizi düzenli inceleyin ve değişikliklere özellikle dikkat edin. Hamileliğiniz sırasında herhangi bir zamanda hassasiyet, kanama veya diş eti şişmesi oluşursa, mümkün olan en kısa sürede diş hekiminiz veya periodontistinizle konuşun.

  • Peroksit İçeren Diş Beyazlatma Ürünlerinden Kaçının

Oksidasyon süreci, gelişmekte olan bebeğe zararlı olabileceğinden, peroksit içeren diş beyazlatma ürünlerini kullanmayı hamilelik sonrasına erteleyin.

  • Gereksiz İlaç Kullanmayın

Hekiminiz tavsiye etmediği sürece, hamileyken herhangi bir ilaç almaktan kaçının. Pek çok antibiyotik ve reçetesiz ağrı kesici, dişlerin renk değiştirmesi de dahil olmak üzere bebeğin gelişimini etkileyebilir.

  • Diş Tedavilerini Erteleyin

Hamilelikte diş ağrınız varsa, mutlaka diş hekiminizi ziyaret edin ve diş hekiminize hamile olduğunuzu mutlaka belirtin. Hamilelik sırasında rutin diş hekimi kontrolleri ve herhangi bir acil prosedür her zaman yapılabilir. Bununla birlikte, isteğe bağlı dental prosedürler, doğumdan sonraya ertelenmelidir. Bu durum dolgu tedavisi için de geçerlidir. Diş hekiminize, var olan dolgularınızın yenilenmesinin veya yeni dolgu yapılması işleminin doğum sonrasına kadar ertelenip ertelenemeyeceğini danışın. Diş randevunuzdan önce, sizin için özel bir durum olup olmadığını sormak için mutlaka doğum uzmanınızla görüşün.

Acil bir işlem yapılması gerekiyorsa diş hekiminize, doğum uzmanınızın önerdiği ilaçları ve doğum öncesi vitaminleri de dahil olmak üzere aldığınız tüm ilaçların adlarını, dozajlarını ve doktorunuzun size belirttiği özel tıbbi tavsiyeleri açıklayın. Diş hekiminizin bu bilgilere dayanarak diş tedavisi planınızı değiştirmeniz gerekebilir.

  • Sabah Bulantıları Sonrası Dişlerinizi Fırçalamayın

Sabah bulantıları yaşıyorsanız, mide asitleri diş minesinin yumuşamasına sebep vereceğinden, bu sürecin akabinde dişlerinizi fırçalamaktan kaçının. Ağzınızı temiz su ile çalkayın ve dişlerinizi fırçalamadan önce en az yarım saat bekleyin. 

  • Kullandığınız Gargara İçeriğine Dikkat Edin

Alkol içeren gargaralardan kaçının. Bunun yerine kaynatılıp soğutulmuş suyun içerisine bir miktar deniz tuzu atarak, bu karışımla gargara yapın. 

Bebeklerde diş sağlığı hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

Blog yazılarımızdaki içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Detaylı bilgi için mutlaka diş hekiminize danışın.

 

Ağız ve Diş Sağlığınızı Koruyan Mucizevi Besinler

Ağız ve Diş Sağlığınızı Koruyan Mucizevi Besinler

Ağız ve Diş Sağlığınızı Koruyan Mucizevi Besinler

Yemek yemek hayatın akışında vazgeçilmez bir aktivite. Ağız ve diş sağlığı konusunda da gün içerisinde aldığımız besinlerin yeri çok büyük. Tükettiğimiz yiyeceklerin ve içeceklerin ise bazıları ağız ve diş sağlığı için yararlı, bazıları ise zararlı olabiliyor. Dişlerimizin dostu olan, diş sağlığı için gerekli besinler ile başlamakta yarar var:

Süt ve süt ürünleri

Süt ve süt ürünleri içerisindeki kalsiyum, fosfat gibi yararlı minerallerden ötürü ağız, diş ve diş eti sağlığı konusunda en yararlı besinlerdir. Bu sebeple soframızda mutlaka bu ürünlere yer açmamız gerekir.

diş sağlığı için besinler

Süt: Sütün kemiklere olan faydasını hepimiz biliyoruz, peki diş eti sağlığına iyi geldiğini biliyor muyuz? İçeriğindeki kalsiyum sebebi süt ile vücudumuzdaki diğer kemikler gibi çene kemiğini de güçlendirir.Günlük diş bakımınızın bir parçası olarak düzenli bir şekilde süt tüketimi diş sağlığınız açısından faydalı olacaktır.

Peynir: Günlük hayatta da yararlarını bildiğimiz peynir, bazik bir yapıya sahip olduğu için ağız içinin PH dengesini ayarlamaya yardımcı oluyor, bununla beraber çürüklere karşı mücadele vererek ağzımında yeni çürüklerin oluşmasına engel olan besinlerden bir tanesi. Özellikle içeriğinde şeker bulunan gıdalardan sonra 1 parça peynir tüketmeye dikkat edilmesi gerekir, böylece şekerin dişlerde verdiği zarar bir nebze engellenmiş ve dişlerde oluşabilecek çürüklere karşı bir önlem alınmış olur.

Yoğurt: İçeriğinde bolca kalsiyum bulunan yoğurt, ağız ve diş sağlığı konusunda da oldukça yararlı bir besin. Diş etlerinde rahatsızlık bulunan kişilere diş kökleri iltihapları için özellikle önerilir. Yoğurdun içeriğinde bulunan kalsiyum, diş eti rahatsızlıklarından ötürü ortaya çıkan diş sallanmalarını iyileştirme konusunda çok başarılır ve böylece diş kaybı yaşamanızı engellemeye yardımcı olur.

Meyve ve Sebzeler

Meyve ve sebzeler içeriklerinde yer alan yüksek su miktarı, vitamin ve mineraller dolayısıyla ağız ve diş sağlığı konusunda oldukça fardalı gıdalardır. 

Maydonoz: Ağız kokusu konusunda en büyük yardımcınızdır. Soğan, sarımsak gibi ağızda koku bırakan gıdalardan sonra bir miktar maydonoz tüketmek, kokudan kurtulmasınızı sağlayacak ve ağzınızda güzel bir koku bırakacaktır. 

diş sağlığı için maydanoz

Kereviz: Yapısından ötürü kerevizi tüketirken diğer gıdalara kıyasla daha fazla çiğneme işlevinde bulunuruz ve bunun sonucu olarak da daha fazla tükürük salgılanır. Tükürük salgıları çürük oluşmasına ortam sağlayan bakterilerin işlevlerini yitirmelerine yardımcı olur. Ayrıca kereviz gibi lifli besinler diş etlerine masaj yaparak rahatlatır ve diş aralarındaki artıkları temizlemeye yardımcı olur.

Kivi: İçerdiği C vitamini sebebiyle bu meyve, C vitamini eksikliğinde ortaya çıkan diş hassasiyetini önlemeye yardımcı olur.

Elma: Uzmanların ısırarak yememizi önerdiği elma, sert yapısından ve kabuğundan kaynaklı olarak dişleri güçlendirir ve dişlerin temizlenmesine yardımcı olur.

Portakal: Bağ dokusunu güçlendirir, diş etlerinin sağlığını korunmasında ve diş eti iltihabını önlemede etkilidir. İçerdiği florun ile de dişlerin sert yapısına katkıda bulunarak ağız içi asitlerine karşı korur. 

Çilek: Çok sevilen çilek de ağız, diş ve diş eti sağlığı konusunda oldukça yararlı bir meyvedir. Yapısında bulunan asitler diş taşlarını temizler ve yenilerinin oluşmasını engellemeye yardımcı olur.

Muz: İçeriğinde bulunan yüksek miktarda şeker sebebi ile fazla tüketilmesi zararlı olan bu meyvenin kabuğu dişlerin doğal beyazlığına kavuşması konusunda oldukça şaşırtıcı bir etkiye sahiptir.

Diğer Besinler

Su: Tükürük dişlerin çürümesine engel olur, bol su tüketmek de tükürük seviyesini arttırarak çürük oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Bununla beraber günlük hayatın vazgeçilmezi olan su, ağız içinde biriken gıda artıklarının temizlenmesi konusunda da etkilidir. 

Balık: Balıkta bol miktarda bulunan fosfor kemik ve dişlerin temel yapıtaşlarından birisidir. Balıkların içeriklerinde bulunan omega 3 yağları ise diş eti çekilmesini engellemeye yardım olurken, diğer diş eti problemlerini de iyileştirmede etkilidir. Ağız ve diş sağlığı için haftada en az bir kez balık yemenizi öneririz, özellikle çocuklarda diş gelişimini desteklemesi açısında uskumru, somon gibi yağlı balıklar tercih edilmelidir. İçerdiği yüksek D vitamini açısından somon balığı ağız ve diş sağlığı açısından en önemli gıdalardan biri olmaktadır.

Kuruyemişler: Kuruyemişlerin içerdiği doğal yağlar diş minesini güçlendirir, çürük oluşumunu azaltır ve dişlerin özellikle çürümlere karşı direncini artırır. Bununla beraber yine bu yağlar dişi kaplar ve bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturur. 

Yeşil çay: Yeşil çayın içeriğinde yer alan katesin antibakteriyel özelliklidir ve ağız içindeki bakteri tabakasının yok olmasına yardımcı olur. Ayrıca yeşil çayın antioksidan özelliğinden ötürü kansere karşı koruyucu bir görevi vardır ve büyün kanser türleri gibi ağız kanserini önlemeye yardımcıdır.  Yeşil çay da tıpkı maydonoz gibi ağız kokusunu önlemede etkilidir.

Bu içerikteki öneriler yalnızca tavsiyedir. Kişiye özel tedavi süreci için mutlaka diş doktorunuza başvurunuz.

 

DİŞ TELİ (BRAKET) ÇEŞİTLERİ

DİŞ TELİ (BRAKET) ÇEŞİTLERİ

Ortodontik tedavilerde hastanın problemine göre uygun diş teli kullanılmaktadır. Diş tellerinin amacı, ortodontik tedavisine başlayan hastanın dişlerini olması gereken dizilişe kavuştururken, kişiye sağlıklı ağız ve çene fonksiyonları kazandırmaktır. Ortodontik tedaviye erken yaşta başlanılması kişinin ileride karşılaşabileceği çene sorunlarını, gömük diş ve çene darlığı ile diş çapraşıklıklarını engellemeye yardımcı olur. Diş teli çeşitleri arasında seçim yaparken öncelikle diş hekimi hastanın ağız ve diş yapısına göre yönlendirme yapar, hangi diş telinin kullanılacağına ise hekim ve hasta ortak karar verir.

Diş telleri ağız içi dokusuna uygun malzemelerden üretildikleri için herhangi bir alerjik reaksiyona sebebiyet vermezler. Diş telleri en başta sabit ve hareketli olarak ikiye ayrılmaktadır. Sabit diş telleri diş üzerine yapıştırılan braketlerdir. Haeeketli olanlar ise şeffaf plaklar gibi istenildiğinde çıkarılabilen apareylerdir.

Ortodontide Kullanılan Tel Çeşitleri

Metal Diş Telleri (Braketler)

Bu tip diş telleri ortodonti tedavilerinde en fazla kullanılan braket türüdür. Özellikle çocukluk döneminde tedaviye başlayanlarda bu braketler tercih edilir. Yetişkinler estetik kaygısı ile diğer braket türlerine yönelmektedirler. Bu tarz braketler diğer türlere göre hem daha dayanıklıdırlar hem de tedavi süresi daha kısa olur. Braketler arasında telleri tutmak için her hekim kontrolünde değiştirilen şeffaf ya da renkli lastikler kullanılır.

Porselen (Şeffaf) Diş Telleri

Metal diş tellerine göre daha az dikkat çektiği için, özellikle estetik kaygısı olan kişilerin tercih ettiği braketlerdir. Bu tip braketlerin metal diş tellerine göre daha hassas olduklarından ötürü bakımları daha zordur ve daha fazla özen gerektirir. Bu sebeple çocuklarda kullanımı pek tercih edilmez. Bazı kişilerde dişlerin dizilimi düzelirken çene yapısını engellemek amaçlı, bu diş telleri ile beraber çeneyi ve damağı kaplayan bir plak takılır.

İçten Takılan (Lingual) Braketler

Yetişkinlerde kullanılan braket çeşididir. Bu braketler kullanılarak diş telleri dişin dış yüzeyi yerine iç yüzeyine yerleştirilir ve böylece dışarıdan bakıldığında gözükmezler. Diş yapısı içe doğru olan hastalarda kullanılırlar. Alışma süreci ise metal braketlere göre daha zordur ve tadavi süreci daha uzundur.

Şeffaf Plaklar (Telsiz Ortodonti)

Telsiz ortodonti tedavisi olarak da adlandırılan şeffaf plaklar neredeyse hiç görünmezler ve tedavi sürecini estetik hale getirirler. Kolay bir şekilde takılıp çıkarıldıkların ötürü plakların temizlenmesi ve hastanın ağız hijyeninin sağlanması kolaydır. Yetişkinlerin çokça tetcih ettiği bir yöntemdir, özellikle kapanış bozukluğu olan yaşlılarda sorunu çözmek için en uygun yöntemdir.

Şeffaf plakların kullanıldığı ortodontik tedavilerde hekim hastaya 2 haftada bir değiştirilmek üzere bir seri plak verir ve böylece dişler olması gereken yerlere yavaşta kayarak gelirler. Hastanın talep ettiği görünüm elde edildiğinde tedavi sonlandırılır.

Ağız ve diş sağlığını koruyan besinler hakkında bilgi almak için tıklayın!

BEBEKLERDE DİŞ SAĞLIĞI

BEBEKLERDE DİŞ SAĞLIĞI

Özellikle yeni ebeveynler bebeklerinin diş sağlığı konusunda endişe etmektedirler. Bebeğinizin sağlıklı bir ağza sahip olmasını istiyorsanız, ilk yapmanız gereken doğuştan itibaren diş etlerini gazlı bez veya temizleme mendilleri ile temizlemeniz gereklidir. Parmak fırçası şeklindeki temizleyiciler de hem diş etlerini temizleme konusunda, hem de dişler çıkarken bebeği rahatlatması konusunda yardımcı olacaktır.

Bebeğiniz hızlı bir şekilde büyüdükçe ve dişleri yavaş yavaş çıkmaya başladıkça kullandığınız parmak fırçası, gazlı bez vs.nin yerini diş fırçasının alması gerekmektedir. Fakat bebeğinizin dişlerini fırçalarken mutlaka florürsüz ve yaşına uygun, yutulabilir bir diş macunu tercih edilmelidir.

 

Bebeklerde İlk Diş Hekimi Ziyareti Ne Zaman Olmalıdır?

Bebeklerin ilk diş hekimi ziyaretleri konusunda ise Amerikan Pedodonti Derneği 1 yaş civarını önermektedir. Genellikle bebeklerde ilk dişler 6-8 ay arasında çıkmaktadır. Bu zaman dilimi bebeğinizin diş hekimi ile tanışması için de uygun bir zamandır. İlk diş hekimi ziyareti için bir pedodonti uzmanı ve çocuklar için özel, renkli bir odası olan bir kliniği tercih etmeniz, bebeğinizin etrafla ilgilenirken diş muayenesini kolaylaştıracaktır. Bebeğiniz diş hekimi ile ne kadar erken tanışırsa, bu aktiviteyi o kadar çok sever ve bu durum ileride diş hekimi koltuğu fobisinin ortaya çıkmasını büyük ölçüde engeller.

Bebeklerin Ağız Sağlığı için Hangi Besinler Tercih Edilmelidir?

Bebekler genel olarak 6 ay sonrasında anne sütünün veya mamanın yanında katı gıdalara, tadarak geçiş yapmaya başlarlar. Bebeğinizin ileride güzel bir gülümsemeye sahip olması için, bu süreçte avokado gibi içeriğinde bol miktarda folik asit ve c vitamini bulunan besinleri tercih edebilirsiniz. Avokadonun içeriğindeki vitaminler diş etlerinin sağlığını desteklemektedir. Bir diğer bebek diş sağlığı konusundaki tavsiye edilebilecek besin ise yoğurttur. Yoğurdun içeriğindeki kalsiyum kemik ve diş sağlığına olumlu şekilde katkıda bulunur.

Diş sağlığınızı koruyan besinler hakkında bilgi almak için tıklayın.

Call Now Button